16 Aralık 2011 Cuma

hocam.com

üniversiteliler arası sosyal ağ fikir orjanal abaza olmayan bir ortam hedeflenmiş faka üyelik sistemleri biraz çıkarcı işliyor git gide popülerleşen bi site denemekte fayda var link de verelim http://www.hocam.com

3 Aralık 2011 Cumartesi

Aç Kapıyı (necip fazıl)


Aç kapıyı haber var,
Ötenin ötesinden.
Dudaklarda şarkılar,
Kurtuluş bestesinden.


Biz geldik, bilen bilsin.
Gönül gönül girilsin.
İnsanlar devşirilsin,
Sonsuzluk destesinden.

2 Aralık 2011 Cuma

İş bulmak üzerini(alıntıdır..)

Sevgili okuyucular, çoğunlukla gelen maillerde bahsedilen konulardan biri de iş bulma meselesi. Bir çok kişi iş bulamadığından bahsediyor. İşsizlik oranı en az bilgisayar mühendisliği alanında da olsa yeni özellikle yeni mezunlar arasında da işsiz sayısı oldukça fazla. İş sahibi patronlara sorsanız türkiyede işsizlik olmaması gerekiyor. Gerçekten de iş yaptığımız hemen her firma hemen her konuda eleman arayışında.. Sürekli bana şu konuda bir tanıdığın var mı iş arayışında olan diyorlar. Ve malesef çoğunlukla yok diyorum. Bazen insaları yönlendirsem de o kadar insan tanımıyorum malesef. Patronların genellikle benden yardım istemelerinin sebebi yaptığımız işlerden memnuniyet duymaları ve bizim önereceğimiz kişilerin de iyi çıkacağına olan inançlarından kaynaklanıyor. Bazen insanlar bu yönlendirme işine TORPİL adını verseler de aslında bu doğru değil. Yani birisi aracılığıyla işe girmek torpil sayılmaz. Torpil daha çok yeteneği ve kapasitesi olmadığı halde, yani haketmediği halde bir işe yerleştirilen insan hakkında kullanılan bir tabir. Özellikle bilgisayar mühendisliği alanında torpile yer yok. Bu durum oldukça sevindirici bir durum, herkes hakkettiği işe girebiliyor. Bir çok meslekte torpil olabilirken bilgisayarda torpil olması imkansız. Şöyle ki: 


1. Örneğin torpil ile bir yazılım işine giren kişi eğer yeteneksizse zaten işi yapamayacak ve kendini daha ilk günden belli edecektir. Yani bir insanın program yazıp yazamadığı daha ilk günden belli olur. Bu durumda torpille işe girmek yazılımcılar için imkansızdır. 


2. Diyelim ki torpille bir yazılımcı alındı ve sizin üstünüze kondu. Beğenmezseniz başka bir iş bulmanı oldukça kolay ve işten ayrılabilirsiniz. Tabiki böyle birşeyi firmalar istemeyeceği için torpille bir yazılımcıyı kimse işe almayacaktır. 


3. Diyelim ki torpille işe giren biraz birşeyler biliyor.. Bu durumda da torpille işe giren uzun vadede gelişen teknolojiye uyum sağlayamayacak ve yine şirkette başarısız olacaktır. Yani birisi torpille işe girse bile bu diğer yazılımcıları etkilemeyecektir. 


Gördüğünüz gibi yazılım alanında torpile yer yok. Torpille işe birinini alan bir patron intihar etmiş demektir. Hiç bir patron kendi ayağına kurşun sıkmayacağı için torpile yer yoktur sektörümüzde... 


Ancak, sektörümüzdeki en önemli şeylerden biri tavsiyedir. Patronlar kendi güvendikleri çalışanlarına ve tanıdığı diğer kişilerden her zaman yardım isterler. Güvenilen çalışkan birinin tavsiye ettiği kişiler genelde iyi çıkar. Çünkü kimse patlak birisini patrona önermek istemez. Çünkü patlak birisini öneren kişinin güvenirliliği kaybolur... Diğer sebep de hiç kimse arkadaşı ya da akrabası da olsa patlak bir yazılımcı ile çalışmak istemez. Bu yüzden genelde patlak bir arkadaşınız iş ararken ona kendi şirketinizdeki pozisyondan bahsetmezsiniz bahsetseniz de patrona onun için kefil olmazsınız. 


İşin böyle olması çalışanın hakkını almasına sebep oluyor ve sektördeki kaliteyi arttırıyor. 


Bu söylediklerim devlet için geçerli değil tabiki... Zaten sitemizi takip edenler bilecektir devletten ziyade özel sektöre yönelik yazılar yazıyorum. Ve şuna inanıyorum ülkeyi kalkındırmada özel sektör önceliklidir. Devlet gerekli kanuni düzenlemeleri yapmalıdır ve tüm yazılımlarını özel sektörden almalıdır. Devlette yazılımcı ancak bakım seviyesinde olabilir. Geliştirici devlette olmamalı. Zaten hiç kimseyi de devlette çalışmaya teşvik etmiyorum. Tabiki devlette çalışanlar da kalifiye olmalıdırlar ancak eli ayağı tutan kişiler yerine özel sebeplerle devlette çalışmak isteyenler devlete girmeli diye düşünüyorum. Bu yüzden arada sırada mail atarak KPSSde bilg. mühendislerine az kontenjan alındığından yakınan kişilere cevap vermiyorum. devlete alınan elemanların KPSS ile alınmaına itirazım yok ancak devlette çalışmak için can atmayın diyorum. 


Arkadaşlar eğer kendinizi yetiştirirseniz çok kolay iş bulursunuz. İster yazılımcı olun ister işletme bitirin. Ama kendinizi geliştirin. Bir çok firma eleman arıyor bulamıyor. Eleman alabilmek için kariyer.nete bir sürü para ödüyorlar. Bazı firmalar danışmanlık firmalarına bir tek eleman için 5 bin dolar ödüyor, yani size ulaşabilseler hemen sizi işe alacaklar. Onlar size ulaşamasalar da siz firmalara ulaşmaya çalışın. 


Şunu da ilave edeyim, iş arayanlar kendi durumlarının ne olduğunu bilmeden iş arıyorlar. Yani çoğu iş arayan kişi 100 tl bile alamayacakken bin tl iş bulunca iş beğenmiyorlar. Yani herhangi bir staj yapmamış, yabancı dili olmayan birisinin iş bulma şansı yok gibi. Bunu şu yüzden söylüyorum, öğrenci arkadaşlar mutlaka stajlarını yapın ve yabancı dil probleminizi halledin. Herhangi bir programlama dilinde mutlak program yazın. Program yazamayan adam iş bulamaz. Mutlaka Database kullanımını öğrenin. Çoğu iş yoğun database kullanımı gerektirir. Database bilmek programlama dili bilmek gibidir. Yani programlama dili bilmiyorsanız, database bilgini yoksa iş aramayın. Bunun yerine biryerlerde staj yapın daha iyi. En azından evde boş boş oturacağınıza bir işyerinde bedava staj yapmak her zaman daha iyidir. Bedava staj süreniz size kalmış, eğer programlamayı 1 yılda öğrenebiliyorsanız 1 yıl bedava çalışın. 1 yıl hiç bir şey değil. 1 yıl bedava çalışmak bir şey değil. Hemen herkes zaten 1 yıl stajlar süresinde çalışmış oluyor. 


Bir de iş ararken 200-300 TL lere takılmayın. 250 tl için iyi bir işi kaçırmayın. para sizin için ilk başta çok daha önemli gibi gelse de bu 250 tl'leri sanki bankaya yatırmış gibi düşünün belki ilerde 250 bin dolar tek kalemde kazanacaksınız. yani ufak düşünmeyin. kendinizi geliştireceğiniz işleri, güzel projeleri kaçırmayın. 250 tl zam alamadınız diye iş bırakmayın, elinizdeki yaptınız işlere odaklanın. 


Hedeflerini yüksek tutun. Bazen bana emailler geliyor 2-3 milyara iş bulabilir miyim diye? Hemen hepsine şunu yazıyorum, Hedeflerinizi yüksek tutun, niye 20-30 milyarı hedeflemiyorsunuz, sizi bu kadar kısıtlayan şey ne? Yani hayalgücünüz bu kadar mı dar? Hayatın içindeki sıradan insanlardan mı olmak istiyorsunuz? Bir fark yaratmak için niye çabalamıyorsunuz? 


Durmak yok çalışmaya devam edin... Hayallerinizi çevrenizdeki memur tipli kişilerin hayatlarıyla sınırlamayın. Unutmayın ki tüm dünyada iş bulabilirsiniz. Milyar dolarlık birisi belki bu yazıyı okuyan aramızdan birisi olacak... Bu niye siz olamayasınız? Sizi tutan ne?

1 Aralık 2011 Perşembe

Mecbursun Sertab Erener feat. Featuring Voice Male

aşk a dair(nazım Hikmet)

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan 
ve buna rağmen hala yalnızsan, 
için rahat olsun.. 
Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur 
ve yaptıkların onun dudağında 
hafif bir gülümseme yaratmaktan başka 
hiçbir işe yaramayacaktır.. 


Sen kendini paralarken 
o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır.. 
Hani ağzınla kuş tutsan 
"Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" 
diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. 
iki ucu keskin bıçaktır bu işin.. 
Yaptıklarınla değil, 
yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman.. 
Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur.. 
İyi halin cezanda indirim sağlamaz.. 


Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, 
"şunu yapmadın" diye cevap verecektir.. 
Ve ne söylesen 
karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.. 
Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.. 
Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.. 
"Peki o ne yaptı ???" deme.. 
Herkes kendinden sorumludur aşkta.. 
Sen aşkını doya doya yaşarken, 
o kendine engeller koyuyorsa, bu onun sorunu.. 
Bir insan eksik yaşıyorsa, 
ve bu eksikliği bildiği halde 
tamamlamak için uğraşmıyorsa 
sen ne yapabilirsin ki onun için? 
Hayatı ıskalama lüksün yok senin.. 
Onun varsa, 
bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.. 


Her zamanki gibi yaşayacaksın sen.. 
"Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu.. 
Hem ne olmuş yani, 
yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil.. 
Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.. 
Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.. 
Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? 
Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip, 
yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.. 
Yine içeceksin rakını balığın yanında.. 
Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası.. 


Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin 
ve biliyorsun aslolan yürektir.. 
Yürek sesi ne bilmeyenler, 
ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; 
Yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte.. 
Sen yeter ki koru yüreğini 
ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu.. 
Elbet bitecek güneşe hasret günler.. 
Ve o zaman kutuplarda yetişen 
cılız ve minik bitkiler değil, 
güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini... 


Hayatı ıskalama lüksün yok senin..